affet

Sal/Jul/2007

arkasokaklar.jpg

 Affet

Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten,

Affet senden habersiz aldığım her nefesten…

 -necip fazıl-

kötülük olmasaydı

Sal/Jul/2007

b595d7116a31994d0d1f880153abfac11.jpg

     KÖTÜYÜ YARATMAK değildir kötü olan, kötüyü işlemektir, dedik.İşleyen de insan…Suçlu olan da insan olur elbette.Eğer kötülük olmasaydı iyilik de anlaşılmazdı, bir anlamı olmazdı iyi olmanın.Çünkü herşey zıddıyla bilinir, karşıtıyla tanınır.Açlık olmasaydı, tokluk anlaşılmazdı.Karanlık bulunmasa ışık bilinmezdi.Soğuk olmasaydı sıcak hiçbir anlam ifade etmezdi…

     Şu halde kötülük de gerekli bir unsurdur, iyilik onunla biliniyor.Güzellik, çirkinlikle birlikte olunca tanınıyor.

     

masalsi.jpg

                                       

günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.

ilk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.

gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su’ya aşık olmuştur.

ilk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, “sırf senin hatırın için ey su” diye…

öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı birşeyler hissetmeye başlamıştır. zanneder ki, çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.

günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba “su beni seviyor mu?” diye düşünmeye başlar.

çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle… halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.

çiçek, suya “seni seviyorum” der. su, “ben de seni seviyorum” der. aradan zaman geçer ve çiçek yine “seni seviyorum” der. su, yine “ben de” der. çiçek, sabırlıdır. bekler, bekler, bekler…

artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya “seni seviyorum.” der.

su da ona “söyledim ya ben de seni seviyorum.” der ve gün gelir çiçek yataklara düşer. hastalanmıştır çiçek artık. rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. yataklardadır artık çiçek. su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine…

bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki; “seni ben, gerçekten seviyorum.” çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır nedir sorun diye… doktor gelir ve muayene eder çiçeği. sonra şöyle der doktor: “hastanın durumu ümitsiz artık elimizden birşey gelmez.”

su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. doktor, şöyle bir bakar suya ve der ki: “çiçeğin bir hastalığı yok dostum… bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için” der.

ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece “seni seviyorum” demek yetmemektedir.

çİçEKLER ne diyor?

Pts/Jul/2007

begonvil.jpg

Sevginizin yolunu anlatmanın en saf yolu belkide bir çiçekten geçiyordur…

ZAMBAK:eğer sevdiğinizin kalbini kırdıysanız özür için iyi bir seçim olacaktır.Ayrıca stresli olduğunuzda ve zor zamanlarınızda rahatlatıcı bir etkisi vardır…

KARANFİL:Genelde bir kadının sevgisini simgeler.Bu yüzden annenize ya da bayan arkadaşınıza göndermeniz için iyi bir seçimdir.Pembe karanfil ‘beni unutma’ demek için iyi bir tercih olacaktır.Kırmızı ise aşk acısını dile getirir..Ayrılığı anlatmak için ise kırçıllı karanfil iyi seçim olacaktır..

AYÇİÇEĞİ:Çinde uzun ömrü çağrıştırırken genelde sadakati simgeler.Çünkü güneş hergün sadık olarak yeniden doğar yani geri döner.

GÜLLER:Kırmızı gül bilindiği gibi tutkuyu ve aşkı simgeliyor.Beyaz gül ise saf ve masum aşkı anlatır.Beyaz gülün karşılıksız bir aşkı tarif ettiği de söylenir.Sarı gül mutluluğu,eğlenceyi simgeler.Bir yandan da gelip geçiciliği simgeler.Eğer bir aşkı bitirmek istiyorsanız sarı gül sizin yerinize anlatacaktır… Pembe gül ise genelde dostluğu simgeler.

nedir bu modifiye??

Pts/Jul/2007

186454_max.jpg

   Gücü artırmak, yol tutuşu ve frenaji güçlendirmek, kabin ve karoserde değişiklik yapmak, bir başka deyişle otomobili ayrıcalıklı kılmak…

   Tuning ya da diger adıyla Modifiye denince akla ilk gelen motorda güç arttırımı oluyor. Neredeyse motorun üretimiyle birlikte gelişmeye baslayan modifiye işlemi, günümüzde bir sektör haline geldi. Tabii boyutları da çok genişledi. Artık standardın dışında otomobilin gücünü, yol tutuş özelliklerini ve görünümünü değiştirmek amacıyla yapılan işlemler modifiye olarak adlandırılıyor. Teknolojinin gelişmesi, ürünlerin farklı zevklere göre tasarlanmasını sağladı. Bu değişimde motorsporlarının da katkısı çok büyük. Öyle ki, kabin içindeki “süslemelerden” alüminyum görünümlü depo kapaklarına kadar tüm aksesuarların temelinde motorsporları yatıyor. Dış görünümde jant-lastik, karoser kiti, farlar, far kasları, son susturucular, aynalar ve hava kanalları otomobili farklı kılan ayrıntılar. Bu aksesuarlardan bir bölümü, otomobilin sadece görünümüne değil, yol tutusuna da katkı sağlıyor. Kabindeyse direksiyon simidi, vites topuzu, konsol kaplamaları koltuklar ve renkli gösterge zeminleri yapılan değişiklikler arasında yer alıyor.

   17978_max.jpg

   Modifikasyonun temel amacı, gücü arttırmak. Standarttan daha geniş piston kullanmak ya da egzantrik milinin derecesini değiştirmek, motora güç kazandırmanın en etkin yolları. Bunları destekleyen diğer işlemler, elektronik beyin programının geliştirilmesi ve hava emmeyle egzoz sisteminin modifikasyonu. Turbo takviyeli motorlarda bu işlemlere ek olarak turbo valfinin basınç limitini arttırmak, intercooler’i büyütmek ve pop-off supapı monte ederek güç arttırılabiliyor.

   Dikkate alınması gereken bir başka nokta da bu işin hobi olarak değerlendirilmesi. Son yıllarda özellikle performans tutkunu gençler arasında yaygınlaşan modifiye, farklı amaçlarla yapıldığında, insanların hayatını tehlikeye atacak sonuçlar doğurabilir. Yarışmak için caddelerin uygun olmadığını unutmamak gerek.

modifiyeoto.net

Ezeli Sır Kader…

Pts/Jul/2007

HAYATIMIZ BİR KALEM

ONUNLA YAZILAR YAZIYORUZ KADER DEFTERİMİZE…  

 defter.jpg

Kim faydalı bir iş yaparsa kendi lehine yapmış olur.

Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhine yapmış olur.

Rabbim kullarına asla haksızlık etmez! (fussilet,46)

gölgeler

Pts/Jul/2007

yaz-kuskunu.jpg

Gönlüm uçmak dilerken semavi ülkelere;

Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere…

-necip fazıl-

within temptation

Pts/Jul/2007

withtemp.jpg

Within Temptation 1996 yılında kuruldu. Kurucu üye Robert Westerholt vokalistlerini bulmuştu bile sevgilisi Sharon Den Adel …

 2 ay gibi kısa bir süre sonra değişik firmalardan teklifler aldılar ve sonunda DSFA Record. ile anlaştılar …
Grup için DSFA ile anlaşmalarından sonra herşey yoluna girmişti. İlk albümleri “Enter” nisan 1997 yılında yayınlandı ve kısa bir süre sonra Dynamo festivalinde çaldılar (1997). Bu onların 5.ci konser deneyimleri idi…

 Dynamo Festivalindan sonra pek çok konser teklifi aldılar ve 1997 Kasım ayında 2 haftalık Almanya ve Avusturya turnesine çıktılar… Pek çok konser bunu takip etti. Grup 1998 yılında Dynamo’da ana sahnede performanslarını gösterdikten sonra “The Dance” adlı EP’lerini yayınladılar. Enter’dan sonra grup çalışmak için bir süre boş zaman buldu kendisine ….

1999 Yılında W.T işlerini biraz yavaştan almaya karar verdiler . 2 senelik yoğun koşturmaca konserlerden sonra bir süre kendilerine zaman ayırmaya karar verdiler . Öğrenimlerini tamamladılar ve kendi stüdyolarını kurdular …

2000 yılı onların büyük değişiklikleri yaptıkları yıldır. Grup Hollanda , Belçika gibi Benelux ülkelerindeki en büyük festivallere davet edildi .Ve Aralık ayında ” Mother Earth” albümleri yayınlandı. Pek çok Hollanda müzik dergisi bu albümü ayın albümü olarak seçtiler.Değişik müzik listelerinde en üstlere kadar çıktı ve sevenlerinin sayısı hızla arttı .

2001 yılında W.T Hollanda içinde ve dışında pek çok turneye katıldı (Paris,Mexico city,Belçika da 40 konserinin biletlerinin tamamı satıldı). Ve iki Cd-Single yayınladılar ” Our Farewell” ve ” Ice Queen” . 2002 yılında Ice Queen single çalışması Hollanda ve Belçika’da pek çok müzik listesinde 1.ci sıraya kadar çıktı.

 Mother Earth albümleri altın plak kazandı , pek çok radyo ve tv kuruşuluşu grubu yayınladı. Fransa turnesi haricinde grup sadece Belçika,Hollanda ve Almanya’daki belli başlı festivallere katıldı.

 anatolianrock

Karamsarlık

Pts/Jul/2007

hiz-problemi.jpg

Karamsar olmak zor değil, zor olan bir çılgın bir fırtınadan sonra

gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir.

Kucaklamaya kolların yetmeyeceği bir ağaç bir tohumla başlar;

En uzun yolculuklar, bir adımla başlar;

Gerçek sevgiler ise bir tebessümle başlar…

Annem her fırsatta çocuklarına güneşe doğru zıplamalarını öğütlerdi.

Güneşe ulaşamazdık, ama hiç olmazsa ayaklarımız yerden kesilirdi!

Z.N.Hurston

-Kararsız Kesim-

Sal/Jul/2007

Seçimlere günler kala siyasi partiler çalışmlarına hız kesmeden devam ederken seçmenlerin çoğunluğunu oluşturan kararsız kesimin hangi partiye oy vereceği merak konusu.