nedir bu modifiye??

Pts/Jul/2007

186454_max.jpg

   Gücü artırmak, yol tutuşu ve frenaji güçlendirmek, kabin ve karoserde değişiklik yapmak, bir başka deyişle otomobili ayrıcalıklı kılmak…

   Tuning ya da diger adıyla Modifiye denince akla ilk gelen motorda güç arttırımı oluyor. Neredeyse motorun üretimiyle birlikte gelişmeye baslayan modifiye işlemi, günümüzde bir sektör haline geldi. Tabii boyutları da çok genişledi. Artık standardın dışında otomobilin gücünü, yol tutuş özelliklerini ve görünümünü değiştirmek amacıyla yapılan işlemler modifiye olarak adlandırılıyor. Teknolojinin gelişmesi, ürünlerin farklı zevklere göre tasarlanmasını sağladı. Bu değişimde motorsporlarının da katkısı çok büyük. Öyle ki, kabin içindeki “süslemelerden” alüminyum görünümlü depo kapaklarına kadar tüm aksesuarların temelinde motorsporları yatıyor. Dış görünümde jant-lastik, karoser kiti, farlar, far kasları, son susturucular, aynalar ve hava kanalları otomobili farklı kılan ayrıntılar. Bu aksesuarlardan bir bölümü, otomobilin sadece görünümüne değil, yol tutusuna da katkı sağlıyor. Kabindeyse direksiyon simidi, vites topuzu, konsol kaplamaları koltuklar ve renkli gösterge zeminleri yapılan değişiklikler arasında yer alıyor.

   17978_max.jpg

   Modifikasyonun temel amacı, gücü arttırmak. Standarttan daha geniş piston kullanmak ya da egzantrik milinin derecesini değiştirmek, motora güç kazandırmanın en etkin yolları. Bunları destekleyen diğer işlemler, elektronik beyin programının geliştirilmesi ve hava emmeyle egzoz sisteminin modifikasyonu. Turbo takviyeli motorlarda bu işlemlere ek olarak turbo valfinin basınç limitini arttırmak, intercooler’i büyütmek ve pop-off supapı monte ederek güç arttırılabiliyor.

   Dikkate alınması gereken bir başka nokta da bu işin hobi olarak değerlendirilmesi. Son yıllarda özellikle performans tutkunu gençler arasında yaygınlaşan modifiye, farklı amaçlarla yapıldığında, insanların hayatını tehlikeye atacak sonuçlar doğurabilir. Yarışmak için caddelerin uygun olmadığını unutmamak gerek.

modifiyeoto.net

Ezeli Sır Kader…

Pts/Jul/2007

HAYATIMIZ BİR KALEM

ONUNLA YAZILAR YAZIYORUZ KADER DEFTERİMİZE…  

 defter.jpg

Kim faydalı bir iş yaparsa kendi lehine yapmış olur.

Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhine yapmış olur.

Rabbim kullarına asla haksızlık etmez! (fussilet,46)

gölgeler

Pts/Jul/2007

yaz-kuskunu.jpg

Gönlüm uçmak dilerken semavi ülkelere;

Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere…

-necip fazıl-

within temptation

Pts/Jul/2007

withtemp.jpg

Within Temptation 1996 yılında kuruldu. Kurucu üye Robert Westerholt vokalistlerini bulmuştu bile sevgilisi Sharon Den Adel …

 2 ay gibi kısa bir süre sonra değişik firmalardan teklifler aldılar ve sonunda DSFA Record. ile anlaştılar …
Grup için DSFA ile anlaşmalarından sonra herşey yoluna girmişti. İlk albümleri “Enter” nisan 1997 yılında yayınlandı ve kısa bir süre sonra Dynamo festivalinde çaldılar (1997). Bu onların 5.ci konser deneyimleri idi…

 Dynamo Festivalindan sonra pek çok konser teklifi aldılar ve 1997 Kasım ayında 2 haftalık Almanya ve Avusturya turnesine çıktılar… Pek çok konser bunu takip etti. Grup 1998 yılında Dynamo’da ana sahnede performanslarını gösterdikten sonra “The Dance” adlı EP’lerini yayınladılar. Enter’dan sonra grup çalışmak için bir süre boş zaman buldu kendisine ….

1999 Yılında W.T işlerini biraz yavaştan almaya karar verdiler . 2 senelik yoğun koşturmaca konserlerden sonra bir süre kendilerine zaman ayırmaya karar verdiler . Öğrenimlerini tamamladılar ve kendi stüdyolarını kurdular …

2000 yılı onların büyük değişiklikleri yaptıkları yıldır. Grup Hollanda , Belçika gibi Benelux ülkelerindeki en büyük festivallere davet edildi .Ve Aralık ayında ” Mother Earth” albümleri yayınlandı. Pek çok Hollanda müzik dergisi bu albümü ayın albümü olarak seçtiler.Değişik müzik listelerinde en üstlere kadar çıktı ve sevenlerinin sayısı hızla arttı .

2001 yılında W.T Hollanda içinde ve dışında pek çok turneye katıldı (Paris,Mexico city,Belçika da 40 konserinin biletlerinin tamamı satıldı). Ve iki Cd-Single yayınladılar ” Our Farewell” ve ” Ice Queen” . 2002 yılında Ice Queen single çalışması Hollanda ve Belçika’da pek çok müzik listesinde 1.ci sıraya kadar çıktı.

 Mother Earth albümleri altın plak kazandı , pek çok radyo ve tv kuruşuluşu grubu yayınladı. Fransa turnesi haricinde grup sadece Belçika,Hollanda ve Almanya’daki belli başlı festivallere katıldı.

 anatolianrock

Karamsarlık

Pts/Jul/2007

hiz-problemi.jpg

Karamsar olmak zor değil, zor olan bir çılgın bir fırtınadan sonra

gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir.

Kucaklamaya kolların yetmeyeceği bir ağaç bir tohumla başlar;

En uzun yolculuklar, bir adımla başlar;

Gerçek sevgiler ise bir tebessümle başlar…

Annem her fırsatta çocuklarına güneşe doğru zıplamalarını öğütlerdi.

Güneşe ulaşamazdık, ama hiç olmazsa ayaklarımız yerden kesilirdi!

Z.N.Hurston

-Kararsız Kesim-

Sal/Jul/2007

Seçimlere günler kala siyasi partiler çalışmlarına hız kesmeden devam ederken seçmenlerin çoğunluğunu oluşturan kararsız kesimin hangi partiye oy vereceği merak konusu.

gunesresmi.jpg

AVUSTRALYA : Dünyada ilk kez bir hükümet, geleneksel ampulleri yasaklayarak çevre

dostu ampuller kullanılması kararını

aldı. 2010 yılında Avustralya genelinde normal ampul kullanımı yasaklanıyor. Enerji dostu

yeni nesil ampuller,

standartlardan yüzde 66 daha az enerji harcıyor.MEKSİKA: Hükümet, ülke genelinde 250

milyon ağaç dikilmesi kararı aldı. Çok fazla karbondioksit salan yaşlı otomobillerin trafiğe

çıkması yasaklandı.AVRUPA BİRLİĞİ: Otomobil üreticilerine küresel ısınma standartı

getirildi. 2012′ye kadar üretilen otomobiller

kilometrede 120 gramdan daha az karbondioksit salma şartı geldi. Ortalama bir jeep şehir

içinde 10 kilometrede 3 kg

karbondioksit gazını atmosfere salıyor. 94 model bir Ford Escort için bu oran 1.8 kg.

Enerji tüketimini azaltmak için

elektronik aletlerdeki “stand-by” konumunun kaldırılması fikri benimsendi. Cihazlarını

fişten çekmek yerine kumandadan

kapatan Türk Ailesi yılda 5.2 YTL kaybediyor. Bu nedenle ayrıca çok büyük bir enerji

kaynağını boşa harcamış oluyor.

İNGİLTERE: Blair hükümeti, görev süresinin dolmasına

çok kısa bir süre kala “Yeşil Vergi” adı verilen bir proje için

düğmeye bastı. Yeşil vergi, uçak yolculukları, ve 4×4 araçlar gibi doğa dostu olmayan

ürünlere kullanılacak.ENDONEZYA: 17 bin dolayında adacıktan oluşan ülkede adaların

yüzde 30′unun 2100 yılına kadar su altında kalması

olasılığına karşı ülke tarihinde ilk kez adaların sayılmasına karar verildi.

JAPONYA: Hükümet, klima kullanımı nedeniyle enerji tüketiminin artması üzerine yaz

aylarında tüm kamu çalışanlarının

kravat takmasını yasakladı.

ABD: Uzaya güneş ışınlarını yansıtacak dev bir ayna yerleştirilmesi için hükümet proje

başlattı.

 KÜÇÜK Bİ’ NOT:

89 YIL ARADAN SONRA KAR

Arjantin’in başkenti Buenos Aires’e 89 yıl aradan sonra İLK KEZ KAR yağmış.

Bu kente son kez 1918′de kar yağmış.

‘82 yaşındaki Juana Benitez’in, ‘Bu yaşıma geldim, ilk kez kar görüyorum’ sözü iklimlere

bi’ haller olduğunu bir kez

daha gözler önüne serdi.

goz2.jpg

Duada iman ve tevhid vardır.Dua eden adam Rabbine imanını dile getirmiş olur.Onu tanımakta ve marifetini izhar etmektedir.Bilir ki , Allah kendisini biliyor, sesini işitiyor, halini görüyor.Bunlara iman etmese, Onun her şeye gücü yeten bir Rab olduğuna inanmasa dua etmezdi.

 ”Rabbim, iman ediyorum, sen varsın, birsin.Sonsuz merhamet sahibisin.

     Benim halimi bilirsin, yardım edersin.Sana inandım, Sana güvendim, Sana dayandım.Sahibim sen ol.Beni Senden gayrisine muhtaç etme…” der, fakrını itiraf eder.

Çünkü şu ayetlerin manasına iman etmiştir:

İnananlar,

“RABBİMİZ!

BİZ GERÇEKTEN İNANDIK.

GÜNAHLARIMIZI AFFET.

BİZİ ATEŞ AZABINDAN KORU ” diyenlerdir.

sabanci-merkez-cami.jpg

BARIŞ DİNİ İSLAM 

İslam’ın diğer devletleri bir vakıa, inkarı kabil olmayan bir varlık olarak tanıdığında, buna göre onlarla çeşitli milletlerarası ilişkilere girdiğinde şüphe ve tartışma yoktur. Ancak İslam’ın diğer devletlere karşı dinî-hukukî tavrının ve kurduğu ilişkilerin niteliğinin ne olduğu, ne olması gerektiği tartışılmış ve ortaya iki görüş çıkmıştır:

Birincisi, İslam’a göre sulh esas, savaş ârızîdir16. İslam devleti, karşı tarafın tecavüzü, hak ihlali vb. sebepler bulunmadıkça gayr-i müslim devletlerle devamlı sulh içinde yaşar ve iyi ilişkiler kurar. İslam’da savaş barış içindir ve savunmaya yöneliktir; ilk taarruz daima karşıdandır…

Buna karşı ikinci görüş şudur: İslam yeryüzünde yalnız ilâhî hükümranlığa boyun eğmiş ve bunu temsil eden devletin meşruiyet, varlık ve istiklalini tanır; bu devlet ise İslam devletidir. Diğer devletler gayr-i müslim oldukları müddetçe müslüman devlet onlarla savaş durumundadır. Barış, ya İslam devletinin güçsüzlüğünden, ya gayr-i müslimlerin İslam’ı kabul etmelerinden yahut da İslam devletinin egemenliği altına girmelerinden dolayı tercih edilir.

Savaş halinde yasak fiiller: 

- İşkence. Öldürülecek olan kimseye dahi işkence edilemez; zulüm ve işkence bütün çeşitleriyle yasaktır. 
- Savaşçı olmayanların öldürülmesi. Savaşçı, fizik bakımından savaşabilecek kimselerdir. Bunların dışında kalanlar kasten ve doğrudan öldürülemez. Bu cümleden olarak kadınlar, çocuklar, savaşçı sahiplerine hizmet için gelmiş köleler, körler, dünyadan el etek çekmiş din adamları, akıl hastaları, yaşlılar, hastalar, kötürümler vb. leri öldürülmez. 
- İnsan ve hayvanların uzuvlarının kesilmesi. 
- Verilmiş söze ve yapılmış andlaşmaya aykırı hareket. 
- Savaş zarureti bulunmadıkça zirai mahsullerin, orman ve ağaçların yakılması. 
- Namus ve şereflere tecavüz, zina ve gayr-i meşru münasebetler. Düşman kadınlarının ırzına geçen sivil ve askerler zina suçu işlemiş olur ve bunun cezasını çekerler. 
- Düşmandan alınan rehineleri öldürmek. Bunlar misilleme yoluyla dahi öldürülemez. 
- Ölülerin başını veya uzuvlarını kesip teşhir etmek. 
- Katliam. Hz. Peygamber ve raşid halifeler zamanlarında savaştan sonra esirler veya zaptolunan yerlerin ahalisi için katliam emri verildiğine dair bir tek örnek dahi yoktur. Mekke fethini müteakip Rasulullah (s.a.v.) bazı harb suçluları ve hainler dışında kalan düşmanlarını affetmiştir. 
- Kesin bir meşru müdafaa söz konusu olmadıkça akrabayı öldürmek. Akraba düşman saflarında olsa dahi öldürülmez. 
- Çiftçi, tacir, esnaf, işadamı gibi fiilen harbe iştirak etmemiş, savaş ile ilgili olmayan kimseleri öldürmek. 
- Harb esirlerini rehine almak, kalkan yapmak, onların arkasında düşmana doğru ilerlemek. 
- Bazı İslam hukukçularının açık ifadelerine göre zehirli ok kullanmak.

hg_home1.jpg

Her ne kadar Türk müziği ile bütünleşmiş bir saz olmasa da, çellonun, gerçekte Türkiye ile en az yüz yıl öncesine giden bir ilişkisi vardır. 19. ve 20. yüzyıl klasik müziğinin en başarılı çello sanatçısı Tanburî Cemal Bey’dir. Ardından, büyük müzikçi ve müzik yönetmeni olan oğlu Mesut Cemil 20. yüzyılın ilk yarısında çelloyu kullanmıştır.Çellonun benimsenmesi hakkında, genel olarak, bu sazın, Türk sazlarında bulunmayan bas ses ihtiyacını karşıladığı düşünülür. Ama bana göre, bu araştırmacı ve yenilikçi müzisyenler, çellonun sesini sevdiklerinden ve onun sahip olduğu imkânlardan yararlanmak istediklerinden çelloya bağlanmışlardır. Türk müziği, çello girmeden önce de, bir bas çalgıdan yoksun olduğu halde, oldukça iyi icra edilmiştir.

Viyolonsel sanatçısı Uğur Işık, Türkiye’nin pek çok geleneğini yorumlayan bu eşsiz eseriyle çello dağarına katkıda bulunuyor. Dikkatlice seçilmiş parçalar Anadolu, Karadeniz ve Ege’den halk türkülerinin yanı sıra Yunan, Ermeni ve Sefarad geleneklerinden türküleri de içermektedir. Işık’ın klasik eserlerdeki ustalığı, 17. yüzyılın iki eşsiz ve nadir parçasıyla ortaya çıkmaktadır.

Işık, bir çellistin sahip olduğu bütün teknikleri ustalıkla kullanırken çeşitlilik içeren bir CD ortaya çıkarıyor. Örneğin, 10. parça olan Kızılırmak, parçayı canlı tutan parlak pizzicato bölümlerin araya serpiştirdiği uzun ve dingin doğaçlamaları içeriyor. Kullanılan tekniklerdeki çeşitlilik, derinden duyumsanan Ermeni ninnilerinden daha kolay dinlenen Alamant’a kadar CDnin duygusal tayfını yansıtıyor. Büyük bir müzisyenin birinci sınıf bir yapımı bu.

Chris Williams